TÜFAD
ANASAYFA
GENEL MERKEZ
TARİHÇE
ŞUBELER
HABER ARŞİVİ
KURSLAR
EĞİTİM
BİLGİ BANKASI
E-DERNEK
İLETİŞİM
Türkiye Futbol Antrenörleri Derneği
Misyonumuz
Ülkemiz antrenörlerinin eğitimli, rekabet gücü yüksek, etik değerlere bağlı, bilim ve teknolojiden üst düzeyde faydalanan, standart birliği sağlamış faaliyet ve uygulamaları ile güven veren bireyler olmasını sağlayarak; spor ahlakı ve futbol kültürünün gelişmesine katkı sağlamaktır.

Vizyonumuz
Uluslararası düzeyde her yönüyle örnek alınan antrenörlerin var olduğu bir TÜRKİYE…


Kalite Politikamız

Üyelerimizin ve tüm paydaşlarımızın memnuniyetini önemseyen, etik kurallara bağlı, üyelerimizin bilgi ve birikimlerini sürekli geliştirerek, kalite sisteminin sürekli olmasını sağlamaktır.

Etik Değerlerimiz

Futbolda eşitlik, adalet ve şeffaflık anlayışını benimseyen, hoşgörü sahibi, eleştirel ve sorgulayıcı bakış açısına sahip, paylaşımcı, araştırıcı, mesleki ve kurumsal sorumluluğa sahip, futbol bilgisi ve değerleri konusunda toplumu aydınlatan, paydaşları ile etkileşim içerisinde hedeflere ulaşmayı kendine ilke edinmiştir.

Site İçi Arama
Türkiye Futbol Antrenörleri Derneği 
Türkiye Futbol Antrenörleri Derneği
Ziyaretçi Bilgileri
Aktif Ziyaretçi 4
Dün 1037
Bugün 200
Toplam 1051616
IP 54.166.188.64
 
D.Kuruluşu | Karşılaşılan Zorluklar | İlk Kurs | İlk Seminer | Tüzük |

Yabancı Ant.Yasağı
Karşılaşılan Zorluklar

Derneğin kuruluşundan 1970'li yıllara kadar karşılaşılan zorluklar ve çekilen sıkıntılar, hor görülmeler cemiyete katkısı olanlar tarafindan çok iyi bilinmektedir. Geçen bu zorlu günler merhum Sahir Gürkan'ın ağzından söyle anlatılmaktadır. :

Cemiyeti kurmuştuk, her gün toplanıyor, aramızda konuları tartışıyorduk. Bir daktilo, bir teksir makinemiz bile yoktu. İlk ziyaretimizi Futbol Federasyonu baskanı merhum Sn. Orhan Seref Apak'a yapma kararını aldık. Muhterem Özyurt Manisa kursundan 4 ay sonra istifa edip ayrılmıştı. Orhan Seref Apak'i ziyaret edecek, temaslari sıklaştırma imkanlarini arayacak, o günlerde 2 binin üzerinde bulunan amatör takimlarin ihtiyaçları olan antrenörleri yetiştirme fırsatlarını değerlendirmeye çalışacaktık.

Yönetim kurulumuz topluca, büyük bir çikolata kutusu yaptırıp Fevzi Çakmak sokağındaki federasyon binasina gittik. Bu bina , derneğimizin şimdiki tapulu dairesinin karşısına yakın bir yerdeydi, halen gene orada eski haliyle duruyor.

Ibrahim Onuk Bey, federasyonda daire müdürü idi, bizi baskana götürdü. Hepimiz ayaktaydik, elimdeki paketi bir iki söz söyledikten sonra masasina koydum. Kendisine son derece saygimiz vardi. Türk Futboluna o günlere gelinceye kadar sayisiz hizmetler yapmisti. Antrenörlere de sayisiz hizmetler vereceginden emindik.

Orhan Bey kutuyu hafifçe eliyle itti ve " Benim çikolata sevmedigimi bilmiyor musunuz, hem Istanbul'da bir dernek varken, sizin dernege ne gerek var "deyiverdi. Donup kalmis, söyleyecek söz bulamamistik. Oradan oturmadan çok üzgün ayrildigimizi hatirliyorum. Daha sonraki günler biraz yatistik, ne de olsa futbolumuza hizmet vermis bir büyügümüzdü, fazla alingan olmamaliydik, bunun faydasi da yoktu. Bir hafta sonra her zamanki gibi Ibrahim Onuk'u ziyarete gittim. Orhan Bey daireyi dolasirken beni gördü. " Gel bakalim" diyerek odasina götürdü, çay ikram etti. Bu beni biraz cesaretlendirmisti. Federasyona ziyaretlerimi siklastirdim. Zaten 4-5 yildan beri temsilci ve gözlemci olarak görev yapiyordum. Ve bir gün kendi kendimden cesaret alarak agzimdan kurs lafi çikti. Baskan bu kelimeye kesinlikle karsi idi. Manisa kursu 54 mezun vermisti, bu sayi simdilik yeterliydi.

Orhan Bey'in karsisina öyle zirt pirt çikilmazdi, çikilamazdi. Zaten bizlere dernek olarak sempati ile baktigini da sanmiyordum. Bu sebepten ilisigi seyrek tutmaya özen gösterdim. O siralarda Cihat Arman milli takimin basinda idi. Belki bizim israrlarimiz, belki de büyük ihtimal, Cihat Arman'in telkinleri ile Manisa'daki kursun aynisinin 1965 yilinda Izmir'de Kirchrath tarafindan açilmasini federasyon kararlastirdi. Ayni müfredat, ayni süre, ayni ögretim görevlisi ile hatta belki de biraz daha genisletilmisi sunuldu. Ama kursun seviyesi B lisans oldu.

Kurstan sonra 3 günlük bir seminer yapildi. Seminere Manisa'da kurs gören antrenörler katildilar. Kirchrath beraberinde Almanlarin dünyaca ünlü masörü Deuser ve bir de doktor getirmisti.

Cihat Arman bir toplantida Ankara'da baska bir dernek açilmasini elestirdi, sitem etti, ses çikarmadik. O gün Arman'in teklifi ile karar alindi, birkaç ay önce vefat eden ünlü eski futbolcu ve Manisa kursu mezunu Vahap Özaltay'in mezarini ziyarete gidecektik. Mezarliga önde Cihat Arman gittik. Mezarin etrafina dizildik. Bir kösede Kirchrath bizlere bakiyor. Cihat iki dakika kadar durdu, bekliyorduk birseyler söylesin diye. Ne bir ses ne bir kelime. Basladi otobüse dogru yürümeye, tören bitmisti. Kirchrath şaşkin şaşkin bizlere bakiyor. Bu olay hala içimde bir sizi gibidir. Neden sustum neden birsey söylemedim. Toprak mezari neden aramizda toplayacagimiz para ile düzenlemek teklifinde bulunmadim. O büyük futbolcuya, Türk futbolunu yillarca Fransa'da Avrupa'da duyuran futbolcuya layik olan bu muydu? Ya Kirchrath böyle bir mezar ziyareti hakkinda düsünceleri neydi acaba ona karsi da ayip olmustu.

Dünyada futbol degisiyordu. Yeni bilgileri aktaracak imkanlar kisitli, bu isleri görev bilecek olanlar olaylara uzak kaliyor, futbol federasyonu ilgisini hiç mi hiç göstermiyordu. Yeni kurulmus dernegin kuruculari ve üyeleri umulmayacak bir özveri ile çalisiyorlardi. Günaydin Ozyurt, Kazim Türesin, Erkan Kural 19 Mayis stadinin tribünlerinde, ellerinde makbuzlar, üyeleri takip edip aidat topluyorlar. Ziya Taner devamli tercümeler yapiyor. Ben isyerimde mumlu kagitlara bu notlari geçirip, kit imkanlarla teksirleri hazirliyor, geceleri toplanip bunlari üyelere göndermek üzere paketliyoruz. Ve bu çalismalarin yillar yili artarak devam etmesine ragmen, bir günden bir güne tek bir arkadasimin of be yeter artik diye sizlandigini duymadim. Karsiliksiz hizmetten zevk aliyorduk.

1965'in Kasim ayinda bir bahane ile tekrar Orhan Bey'in odasina gittim. Kurslarin açilmasi önerimi tekrarladim, ülkemizde nasil iptidai çalismalar yapildigini anlatmaya çalistim. " Çalismalar madem iptidai bu kadar vasifli futbolcu nerden çikiyor" diye sordu. Cevap vermeme zaman tanimadan" bir de kurslara katilacaklara tahsil sarti konulmasi gerektigini orda burda söyleyip duruyormussun. Bu ülkede milletvekilleri okur yazar olarak meclise gelebiliyor, cumhurbaskani olma hakkini bile kazaniyorlar, siz antrenörlere tahsil düsünüyorsunuz. Bak ben sana söyleyeyim, size kurs açtirmayacagim, gerekirse kendi antrenörlerimle kurslari açarim."

Artik ben de bikmistim bu tartismalardan. O günlerde Cihat Arman A milli takim, Seref Görkey ümit milli takim, Sabri Kiraz da genç milli takimdan sorumlu idi. " Siz bu kadro ile kurs açamazsiniz ama biz dernek olarak kurslari açmaya baslayacagiz dedim. Bunu dedim ama tam bir hazirligimiz yoktu, birkaç ay geçmesi gerekiyordu.

Bu arada Orhan Bey , Sabri Kiraz'a görev vermisti. Kurslarin açilmasi için hazirlik yapilmasini, Manisa, Izmir kurslarinin notlarinin çogaltilmasini ve arkadaslarina görev vermesini istemisti. Sabri Kiraz bunlari bize anlatiyor, tek basina bu isin yürümeyecegini, diger iki arkadasin ise konulara sicak bakmadigini söylüyordu.

1966 yilinda Eskisehir'den Galip Türkkan her zamanki gibi Ankara'ya geldiginde benim isyerime ugradi. Kendisi Yugoslav'yada yildiz düzeyde futbol oynamisti ve Ziya Taner'in yakin arkadasiydi. Futbolda egitime en az bizler kadar inaniyor ve gönüllü çalisiyordu. Kendisine Orhan Seref Apak'la olan tartismamizi anlattim, " kurslaribiz açariz" diye diklendigimi söyledim ve ne yapabiliriz diye sordum. " Te be yahu bu kolay is, ben Eskisehir'de bi bakayim, açariz orda bi kurs sen merak etme" dedi. 

Türkiye Futbol Antrenörleri Derneği
Web Sayfamızı Nasıl Buldunuz ?



 
 

İletişim | Site Haritası | Kopya Hakları | Kullanım Şartları | Sponsorlar
Tüm hakları Türkiye Futbol Antrenörleri Derneği'ne aittir.